301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Yazı Detayı
10 Ağustos 2019 - Cumartesi 19:16
 
Diyanet cephesinde değişen bişey yok.
Muhammed Emin
 
 

Dün ne ise bugün de o.

 

Kurulduğu günden bugüne Türkiye Müslümanlarının üzerinde kendisini yegâne yetkin,  âmir, muktedir ve müessir görüyor.

 

Oysa bilen ve araştıran görüyor ki;

 

Diyanet teşkilatı kuruluş amacıyla, mevcut tüzüğüyle, icra ettiği vazife ile İslâm ahkâmının ne gönüllere, ne de var olduğu coğrafyaya hâkim olması için var olmuş değildir.  Böyle bir mes'elesi olmadığı gibi çalışanlarının da böyle bir derdi yoktur.  O, Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağına dair söz vermiştir ki, ahkâm-ı  şer’iyye’nin  te'sisine çalışması söz konusu bile değildir. Diyanet, laikliği, demokrasiyi, gayr-i İslâmî hukukun üstünlüğünü kendisine temel ilke edinmiştir. Mensublarına sorsanız "... Haram parayla hacca gidilir mi?" diye " asla!" demelerine rağmen, hususiyetleriyle şirk ve küfrün yolu demokrasiyle ve laisizmle islam’ı temsil etmeye çalışmaları (haram ile hakikati temsil etmeye çalışmaları) izah-ı kabil değildir.

 

Temeli hak üzerine olmayan bu kurumun maalesef ki icraatleri de meşruu olamamaktadır.

 

İbadetlerin gün ve saatlerini tesbit ile ilanda da sürekli yanılmıştır ve yanıltmaya devam etmektedir.

 

Bu diyanet değil midir;?

 

1- Din de olmayanı dindenmiş gibi dîne katmaya çalışan bid'atçi,

 

2- İmsak vaktinde sabah ezanını vaktinden evvel okutan,

 

3- Ekser çoğunluğu hanefî olan bir ülkede ikindi namazı vaktinin, bir cismin 2,5 boyu kadar gölge boyunun olması durumunda girmesi, icmâ ile sabitken, yazın ikindi ezanını yaklaşık bir saat önce okutan,

 

4- Mescitlerinde takvime göre ezan okunan bir millete temkin vaktini takvimden kaldırmakla namaz vakitlerini allak bullak eden,

 

5- Kurulduğu günden buyana her sene takvime göre ibadet gün ve vakitlerini uygulayan ve kendisine uyanları aldatan,  ilk defa bir kaç sene önce sözde ru'yetin önemine vurgu yapmasına rağmen, fen ilimlerinin ısrar ile altını çizerek yine de takvime uyan,

 

6-  ''yat-kalk, kabûl eder hak'' anlayışı ile laik cumhuriyet rejiminin kurucularının kararı ile cuma namazlarının köylerde kılınmasına sessiz kalarak cevaz veren,

 

7-  Kur'an ve sünnetin 75'ini ihtiva eden muamelattan, cemaatini mahrum bırakan,

 

8-  Hac ve umreye gideceklerin aylar önce paralarını faizli bankalara yatırtarak işletmekten imtina etmeyen...

 

Bu diyanet değil midir!?

 

Daha saymaya gerek var mı...!!

 

Kimse bana diyanet demesin...

 

Yaşamakla emrolunduğumuz bu dini ondan değil! Kur'an’dan, sünnetten, icmâ’dan...

 

Kısaca;

 

Kaynağından öğrenmeye çalışan bir Mü'min olarak geldiğim bu yaşımda gördüğüm ve tecrübe edindiğim odur ki;

 

Diyanet bu coğrafyada yaşayan Müslümanları değil!

 

Gayr-i islâmî tc devletini, din adına temsil eden kurumdur.

 

Bu kurumun Allah'ın hükmünün yeryüzüne hâkim kılınması gibi bir niyeti yoktur.

 

Hâkim olan gücün varlığını devam ettirmesi, kendi varlığının yegane sebebidir. İslâm'ın protestanlaşması uğruna verdiği gayret dikkatlerden kaçmamaktadır.

 

Kimse bana diyanet demesin..!

 

Allah'a rağmen zinanın serbest olduğu, faizin devlet tarafından alınıp verildiği, kumarın devlet kontrolünde oynatıldığı, içkinin yine devletin fabrika kurup ürettigi... vb bir ülkenin bünyesinde, kendilerini bu dinin temsilcileri sanan bir kısım devlet memuru, diyanet teşkilatının kontrolü altında ki cami ve mescitlerde görevlendirilerek ezan okuyup namaz kıldırmakla vazifelendirilmiştir.  Hepsi bu.. Bu vazifeleri irtikâb eden ve/veya vazifelileri yöneten gayr-i İslâmi bir devletin memurları, öncelikle hadlerini bilsinler ve hakkı batıl ile örten (devlete sırtını dayayarak öncelikli derdi dünya maişetleri olan) kardeşlerimiz olduklarını bilsinler yeter...

 

Kıldırdıkları namazı veya okudukları Kur'an ı dahi para karşılığı kıldırdıklarını ve okuduklarını bu din kabûl etmez. Bu dîni Allah'a ve Rasûlü'ne has kılan ve Rasûl'ün gerçek varislerinin izinde/arkasında olmaya çalışan biz muvahhid mü'minler, hâkim güç/ iktidara rağmen hakîkatin sözcülüğünü yapmalarını beklemiyoruz.

 

İslam ümmetinin etrafında toplandığı yetkin bir emir'in nasîb olacağı güne kadar ibadetlerimizin farz olan vaktini ve tesbitinin vucûbiyetini kendimiz takîp eder/araştırır ve tesbit ederiz.

 

Bunun için de Allah Rasûlü'nün emrini uygulayan Müctehid ulemaya uyarız.

 

...vesselam..


muhammed emin / zilhicce 1440

 
Etiketler: Diyanet, cephesinde, değişen, bişey, yok.,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
Haber Yazılımı